Mustafa Kemal Atatürk Sayfaları
 

  Alperaktif Anasayfa/ Mustafa Kemal Atatürk Anasayfa


 

FaceBook ta paylaş

Mustafa Kemal Atatürk Sayfaları

Milli Mücadele - Batı Cephesi

 


Birinci İnönü Muharebesi (06 –11 Ocak 1921)

 

“Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir... Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlak o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olması ile mümkündür. Ben yaşayabilmek için müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple Millî istiklal bence bir hayat meselesidir.” diyen Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlatılan Türk İstiklal Savaşı tüm dünyaya Türk milletinin haysiyetiyle ve şerefiyle yaşamak istediğini göstermiştir. Bu süreçte gerçekleşen önemli olaylardan birisi de düzenli ordunun kurulmasından sonra kazanılan Birinci İnönü Zaferi’dir.

 

Birinci İnönü Muharebesi’nden önce; Anadolu’daki millî kuvvetlere karşı harekete geçmek için uygun fırsat kollayan Yunanlılar, Çerkez Ethem Ayaklanması’nın da yarattığı bunalımdan yararlanmak istemişlerdir. Bu sırada yeni kurulmuş olan düzenli ordunun daha fazla güçlenmesine fırsat vermeden, Sevr’i zorla kabul ettirmek ve bu antlaşmadan paylarına düşeni bir an önce elde etmeyi hedeflemişlerdir. Yunanlılar ayrıca, Müttefiklerine, Venizelos’un iktidardan düşmesinin Anadolu’daki saldırgan politikalarını etkilemeyeceğini de göstermek istemişlerdir.

 

Henüz kuruluş aşamasında olan Türk ordusu için tek çare, Batı Anadolu’da düzenli ordu kuruluncaya kadar Yunanlılara karşı stratejik savunmada kalmaktı. Ayrıca yer yer baş gösteren iç ayaklanmalar da bunu zorunlu kılmaktaydı.

 

6 Ocak 1921 günü Bursa’dan Eskişehir yönüne, Uşak’tan Afyon yönüne iki kol hâlinde ileri harekâta başlayan Yunanlılar, 9 Ocak'ta İnönü mevzilerine kadar gelmişlerdir. 9 Ocak 1921 günü mevzii ilerisindeki Türk emniyet kuvvetleriyle Yunan öncü kuvvetleri arasındaki muharebeler karanlık basıncaya kadar bütün şiddetiyle devam etmiştir.

 

Yunan kuvvetleri 10 Ocak 1921 günü saat 06.30’da Adalar Tümeni ile Kovalca-Akpınar, İzmir Tümeni ile de Yeniköy-Teke-Hayriye savunma hattına taarruza başlamıştır. Bir kısım kuvvetleriyle de, Söğüt-Gündüzbey doğrultusunda ilerleyişini sürdürmüştür.

 

Havanın çok sisli olmasından faydalanan Yunan birlikleri, özellikle demir yolu güneyindeki 11’inci Tümen bölgesinde hızla ilerleyerek İntikam Tepe’yi ele geçirmiştir. Buradaki muharebeler saat 14.00’e kadar devam etmiştir.

 

10 Ocak 1921 günü saat 16.00’da Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey'in teklifi ve Fevzi Paşa’nın emriyle Türk birlikleri Beşkardeşdağı-Zemzemiye-Oklubalı hattına alınmıştır. Cephe karargâhı da Çukurhisar’a taşınmıştır. Aynı saatlerde 4’üncü Tümenin 132’nci Alayı Çukurhisar İstasyonu’na indirilmiştir. Özellikle halk, zafer haberleri beklerken iki günden beri süregelen muharebelerde sahra ve ağır topların gürültüleri, Eskişehir’de heyecanla izlenmiştir. Akşam karanlığı ile beraber cephedeki muharebe faaliyeti durmuş ve top sesleri kesilmiştir.

 

 

Yunan birlikleri Akpınar-Kovalca hattını işgal ettikten sonra taarruzlarını durdurarak bu hatta kalmıştır. Cephenin 61’inci Tümenle takviye edilmeye başlanması Türklerin ne pahasına olursa olsun savunmaya devam edeceklerini göstermiştir. Bu durum karşısında Yunan kuvvetleri, bundan sonra yapılacak taarruzlardan bir netice alamayacakları anlamışlardır. Yunanlılar muharebe meydanında Türk Ordusu karşısında tutunamayacaklarını anlayınca 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden çekilmek zorunda kalmışlardır.

Birinci İnönü Muharebesi’ndeki başarı kesin zaferin bir başlangıcını teşkil etmektedir. Bu zaferin önemini Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK şöyle ifade etmiştir:

 

“Yeni Türkiye Devleti’nin küçük, fakat millî ülkülü genç ordusu, en dar bir hesapla üç kat üstün düşmanı İnönü Meydan Muharebesi’nde mağlup etti. Strateji sanatının en nazik icabatını isabetle uyguladı. İç hatların kullanılmasında harp tarihine parlak bir misal yazdı...

 

 ... Birinci İnönü Meydan Muharebesi’ni kazanan Türk ordusunun bütün mensupları, dünya tarihinde unutulmaz şanlı bir menkıbe sahibi olarak ebediyyen yaşayacaklardır.Bu münasebetle Türk ordusu gazilerini hürmet ve minnetle yad ederim. Ve şehitlerimizin aziz ruhlarına takdisatımı takdim eylerim.”

 

İkinci İnönü Muharebesi (23 Mart – 1 Nisan 1921)

 

Millî Mücadele sürecinde kazanılan Birinci İnönü Zaferi üzerine, İtilaf devletleri Sevr Antlaşması'nda Türkler lehine bir değişiklik yapılmasını görüşmek üzere Londra’da bir konferans toplanmasını kararlaştırmışlardır. 21 Şubat-11 Mart 1921 tarihleri arasında toplanan bu konferansta, Türk devleti lehine bir sonuç çıkmamış ve mücadeleye devam kararı alınmıştır.

 

Yunanistan, Londra Konferansı henüz sona ermeden, Anadolu’da yeni bir taarruz yapmak üzere hazırlıklara başlamıştır. Türk Genelkurmayı, Yunanlıların asıl kuvvetleriyle gerek Eskişehir ve gerekse Afyon doğrultusunda bir taarruza girişeceğini önceden öngördüğü için zamanında gerekli düzeni almış, bir miktar da kuvvet toplayabilmiştir. Ancak yine de insan ve silah yönünden Yunanlılara bir üstünlük sağlayamamış, bu nedenle de İnönü ve Dumlupınar mevzilerini kuvvetlendirmeye çalışmıştır.

 

Yunan ordusu bu sırada Bursa, Uşak ve bu şehirlerin doğusunda, İzmit ve Gebze’de gruplandırılmıştır. Türk kuvvetleri ise Eskişehir’in kuzey batısında, Dumlupınar’ın doğusunda ve Kocaeli cephesinde bulunmaktadır. İkinci İnönü Muharebesi'ne Türk ordusu Batı ve Güney Cephesi Komutanlıkları ile Kocaeli Grubu ve Kastamonu ve Havalisi Komutanlıklarıyla katılmıştır. Şubat 1921 ortalarında Yunanlıların Anadolu’daki Küçük Asya Ordusu 1'inci ve 3'üncü Kolordulardan oluşmuştur.

Muharebeler 23 Mart 1921 günü sabah erken saatlerden itibaren 3'üncü Yunan Kolordusunun Batı Cephesinden, 1'inci Yunan Kolordusunun da Güney Cephesinden ileri harekete geçmesiyle başlamıştır.

 

Yunan kuvvetleri 27 Mart’a kadar Türk örtme kuvvetleri ile muharebelere girişerek oyalanmışlar ve İnönü mevzilerine dört günde gelebilmişlerdir. 28 Mart günü Metristepe ve Kanlısırt’ı ele geçirmişlerdir. O sırada güneydeki 1'inci Yunan Kolordusu, 24 Mart günü Dumlupınar mevziini ele geçirdikten sonra 28 Mart günü Afyon’u işgal etmiş ve doğuya doğru ilerlemeye başlamıştır. 3'üncü Yunan Kolordusu da 30 Mart’ta tekrar taarruza geçmiş, ancak Türk sağ kanadı bu saldırıyı geri püskürtmüştür. Ankara’dan yetiştirilen taze kuvvetler, Türk sağ kanadını takviye ederek Yunanlılara karşı giriştiği saldırı ile onların taarruz gücünü kırmıştır. Bu gelişmeler üzerine, Yunan birlikleri 1 Nisan günü sabahın erken saatlerinden itibaren geri çekilmeye başlamıştır. Metristepe’ye gelen İsmet Paşa muharebenin kazanıldığını müjdeleyen raporunu yazmıştır.

Zafer haberi üzerine TBMM Başkanı Mustafa Kemal, 1 Nisan 1921’de gönderdiği yazıda İsmet Paşa’yı “Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz” sözleriyle kutlamıştır.

İkinci İnönü zaferinin kazanılması üzerine Fransızlar Zonguldak'tan İtalyanlar da Güney Anadolu'dan askerlerini çekmeye başlamışlardır.

İkinci İnönü Zaferi ulusal bağımsızlığın gerçekleşmesi yolunda atılan en önemli adımlardan birini teşkil etmiştir.

 

 

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)

 

Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri'nde umdukları başarıyı kazanamayan Yunanlar, Aslıhanlar ve Dumlupınar galibiyetlerinden de cesaret bularak Anadolu’daki işgal güçlerinin sayısını artırmışlardır. Yunan Kralı Konstantin de İzmir’e gelerek ordusunun moralini yükseltmeye çalışmıştır. Silah ve teçhizat açısından Yunan ordusundan sayıca az olmakla birlikte Türk ordusu da takviye edilmeye çalışılmıştır.

 

10 Temmuz 1921’de Bursa ve Kütahya-Gediz istikametlerinden saldırıya geçen Yunan ordusu ile Türk kuvvetleri Eskişehir’in doğusunda karşılaşmıştır. Bir kısım Türk kuvvetleri de Kütahya’da Yunanlarla karşılaşmıştır. Türk ordusunun Eskişehir’de bulunan kanadı, Yunanlar karşısında fazla tutunamamış ve Eskişehir kaybedilmiştir. Türk ordusu 25 Temmuz 1921'de taktik savunma yapmak amacıyla Sakarya nehrinin doğusuna çekilmiştir. Türk ordusunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi hem ordunun manevi varlığını sarsacak hem de önemli bir vatan parçasının geçici de olsa düşmana bırakılmasına neden olacaktı. Bu işin sorumluluğunu üzerine alan TBMM Başkanı Mustafa Kemal, “Orduyu Eskişehir kuzey ve güneyinde topladıktan sonra düşman ordusuyla araya büyük bir mesafe koymak gerekir ki ordunun düzenlenmesi ve takviyesi mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilmek uygundur. Düşman durmadan takip ederse, hareket üslerinden uzaklaşacak ve yeniden menzil hatları tesisine mecbur olacak; herhalde beklemediği birçok sorunla karşılaşacak; buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha uygun şartlara sahip olacaktır.

 

Bu hareket tarzımızın en büyük sakıncası Eskişehir gibi önemli mevkilerimizi ve çok araziyi düşmana terk etmekten dolayı kamuoyunda ortaya çıkabilecek manevi sarsıntıdır. Fakat az zamanda elde edebileceğimiz başarılı neticelerle bu sakıncalar kendiliğinden yok olacaktır. Askerliğin gereğini tereddütsüz uygulayalım. Diğer tür sakıncalara karşı koyarız” demiştir.

 

Eskişehir’in kaybı TBMM’de çok şiddetli tartışmaları başlatmış "Ordu nereye gidiyor, bu hareketin elbette bir sorumlusu vardır, o nerededir? diyerek Mustafa Kemal'i sorumlu tutmaya çalışmışlardır. Meclisin 24 Temmuz tarihli gizli oturumunda özellikle Başkomutanlık üzerine yapılan tartışmalar ve eleştiriler karşısında Meclis Başkanı Mustafa Kemal'in kararlı tutumu ve açıklamaları neticesinde sıkıntılara bir müddet de olsa son verilmiştir.

Bu sırada İngiliz Başbakanı Yunanların bu başarılarından dolayı Sevr ile yetinmeyeceklerini daha fazlasının isteyeceklerini belirtmiştir. Yunan Kralı Konstantin ise Kütahya’ya gelerek savaş meclisini toplayıp ileri harekâta devam edilmesini istemiştir.

 

 

 

Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

 

Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmiş olan Türk Ordusunun vereceği meydan muharebesi Türk İstiklal Harbi’nin çok önemli bir dönüm noktasını teşkil etmiştir. Bunun için memleketin bütün kaynaklarını harekete geçirip burada kullanılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Batı Cephesi kuvvetlerinin, Sakarya’da verilecek kesin sonuçlu muharebede, her bakımdan takviyeye muhtaç olduğu bir gerçekti. Bu kuvvetlerin insan, hayvan, silah, ara-gereç, yiyecek maddeleri ve her çeşit ordu mallarıyla donatılması gerekiyordu.

 

TBMM’de günlerce süren görüşmelerden sonra TBMM Başkanı Mustafa Kemal  üç ay süre ile Başkomutanlığı kabul edeceğini bildirmiştir. Bunun üzerine TBMM, 5 Ağustos 1921 tarihinde Başkomutanlık Yasası'nı çıkartarak, sahip olduğu askerî yetkileri Mustafa Kemal'e üç ay süreyle devretmiştir. Bu kanunda, "Başkomutan ordunun maddi ve manevi gücünü büyük ölçüde artırmak, yönetimi bir kat daha sağlamlaştırmak için TBMM'nin bununla ilgili yetkisini Meclis adına filli olarak kullanabilir" ifadesine yer verilmiştir. Ardından 7 - 8 Ağustos 1921 'de Tekalif-i Millîye (Millî yükümlükler) emirleri yayınlanarak, savaş için ülkenin bütün kaynaklarının kullanılması hedeflenmiştir.

 

Yunanlar Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ni kazanmakla askerî üstünlüklerini artık kesin bir şekilde ispat etmiş olduklarını düşünüyorlardı. TBMM Hükûmetini askerî ve siyasi olarak etkisizleştirmek için mevcut durumdan daha iyi bir zaman bulunamayacağı görüşündeydiler.

 

Yunan ordusu Başkomutanı General Papulas’ın, Yunan Savunma Bakanına verdiği 25 Temmuz 1921 tarihli abartılı raporunda; “21 Temmuz muharebesinde Yunanların Türklere verdirdiği zararın çok büyük olduğu, geride kalanların ise tam bir erime ile hezimete uğratılacağı” ifade ediliyordu.

 

Yunan Savunma Bakanı Teotakis’in, bu raporu Hükûmetine göndermesi sonucunda Yunan Hükûmeti  daha özgüvenli hareket etmeye başlamıştır. Nitekim Yunan Başbakanı Gunaris orduyu ve durumu yakından görmek için 26 Temmuz 1921’de Kütahya’ya gelmiştir. Ordu Kurmay Başkanlığınca verilen brifing sonrası Yunan ordusunun, Ankara doğrultusunda harekete geçmesi kararlaştırılmıştır.

 

Türk Ordusunun Askerî Durumu

 

Türk ordusu kesin sonuçlu bir meydan muharebesi için tüm birliklerini başarılı bir geri çekilme planıyla, Sakarya'nın doğusuna çekerek bir cephe hattında toplamıştır. Yunan taarruzuna karşı, kuvvetlerini Sakarya Nehri doğusunda yedi grup (kolordu) halinde konuşlandırmıştır. Başkomutanlık karargâh merkezi Ankara-Polatlı arasında yer alan Alagöz'de kurulmuştur. Genelkurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi Komutanlığı karargahları da burada faaliyete başlamıştır. Üç büyük karargahın yan yana çalışması harekâtın koordinesi bakımından sevk ve idarede de büyük kolaylıklar sağlamıştır. Bu muharebe, aşağı yukarı 100 km genişliğinde ve 25 km derinliğinde bir vatan toprağında cereyan etmiştir.

 

Yunan Ordusunun Askerî Durumu

 

Sakarya Meydan Muharebesi başlamadan önce, Yunanlıların Anadolu'da 11 piyade tümeni, 1 süvari tugayı ve 5 bağımsız piyade alayından ibaret kuvveti bulunmakta idi. Bu kuvvetlerden 4'üncü Piyade tümeni Afyon bölgesinde; 11'inci tümen Bursa doğusu Geyve bölgesinde, bağımsız alaylar daha gerilerde bulunmakta idi. Geriye kalan 9 piyade tümeni, 3 kolordu halinde teşkil edilerek Sakarya Meydan Muharebesi'ne katılmıştır.

Yunanlar, yüksek sevk ve idare ilkelerine uygun olarak cephe taarruzlarından daha fazla kuşatma ve çevirme hareketlerine önem vermişlerdir. Ancak bu taarruz manevralarının gerektirdiği ölçüyü iyi dengeleyemediklerinden çok ileri gitmişler ve mevcut kuvvetlerinin gücünü aşarak başarı elde edememişlerdir.

 

Sakarya Meydan Muharebesi ve Safhaları

Birinci Safha (14-22 Ağustos 1921)

 

Birinci safhada Yunan ordusu, cephe ve sol tarafta bulunan kuvvetlerini kademe kademe cephenin sağına doğru kaydırarak ilerlemiştir. Bu sırada kaburgası kırılmış ve sargılar içinde cephede bulunan Başkomutan Mustafa Kemal, Alagöz Karargâhında, Yunan hareketini ve yerleşimini adım adım takip etmiştir.

 

Yunanlar, kuvvetlerini Türk birliklerinin sol karşı cephesine yaklaştırdıkça, Türk ordusu cephenin sol tarafına kaydırılmış ve düşman çevirmek istediği cepheden gireceğini düşünürken, karşısında Türk kuvvetlerini bulmuştur. Böylece Yunan ordusunun daha fazla doğuya yayılma olanağı kalmamıştır.

 

Türk ordusundaki tümen ve alayların büyük kısmının düşman karsısında ve hatta onun çok yakınında geniş ölçüde yer değiştirmesi, her değişiklikte yeni bir cephe oluşturması, hem düşmanı büyük ölçüde şaşırtmış hem de alınan tertiplerin yerinde ve isabetli olduğunu kanıtlamıştır.

 

 

İkinci Safha (23 Ağustos – 30 Ağustos 1921)

 

Yunan ordusunun Sakarya doğusunda bulunan Türk kuvvetlerine taarruzu ve güney kanattan kuşatmak için hücuma geçmesidir.

 

23 Ağustos sabahı, 22 gün geceli ve gündüzlü devam edecek olan Sakarya Meydan Muharebesi başlamıştır. Yunanlar 100 km’lik bir cephe üzerinden hücum ederken Türk ordusu da 100 km’lik bir hattı savunmuştur. Cephesi 100 km’lik bir alana yayılmış olan savaşın derinliği ara ara 20-25 kilometreye dayanmıştır. Bu durum bir mevzi ve siper savaşı şeklinde yaşanmamıştır.

 

Yapılan muharebelerde Mangal Dağı bir gün içinde, Dua Tepe de birkaç saat arayla birkaç kez el değiştirmiştir. Sadece tepeler ve ovalar değil, boğaz boğaza geçen savaş sırasında cepheler bile el değiştirmiştir

 

26 Ağustos tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal, birliklere tarihi emrini vermiştir: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana cephe kurup savaşa devam eder. Yanındaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmaya ve karşı koymaya mecburdur.”

 

Üçüncü Safha ( 31 Ağustos – 6 Eylül 1921)

 

Yunan ordusunun Haymana istikametinde Türk cephesini yarma girişimidir.

Sakarya mevziinin orta kesiminin en kritik yeri olan Çaldağı bölgesinde; Kartal Tepe, Dua Tepe ve Basrikale Tepe'de çok kanlı muharebeler olmuştur.

 

Dördüncü Safha (7-13 Eylül 1921)

 

Bu safhada Türk kuvvetlerinin hücuma geçmesi ve Yunanların ele geçirdiği tüm hakim tepelerin geri alınarak düşmanın Beylik Köprü'de Sakarya’nın batısına atılmasıdır.

 

12-13 Eylül gecesi düşman kuvvetleri tamamen Sakarya'nın batısına atılmışlardır. Afyon-Seyitgazi-Eskişehir hattına çekilen Yunanlar, 22 Eylül’e kadar bu hatta tutunmuşlardır.

 

13 Eylül 1921'de, 22 gün geceli gündüzlü süren Sakarya Meydan Muharebesi sona ermiştir. Düşman kaçarken arkasında teçhizatını, özel eşyalarını ayrıca yaralı ve hastalarını da bırakmıştır. Bu mağlubiyetin kabulü değil, Yunan azim ve iradesinin Türk azim ve iradesi karşısında yıkılışıdır.

 

 

Beşinci Safha ( 14 Eylül – 10 Ekim 1921)

 

Bu safha Türk ordusunun takip harekatı olarak adlandırılabilir. Yunanların Eskişehir- Afyon genel hattına çekilmesi üzerine onu takip eden Türk ordusu arasındaki muharebelerdir. Bu muharebeler sonunda her iki orduda yorulmuş ve kayıplar vermiş olması sebebiyle 10 Ekim 1921’den itibaren her iki orduda karşılıklı savunma düzeni içine girerek tahkimat işlerine hız vermeye başlamıştır.

Askerî Sonuçlar:

 

Sakarya Meydan Muharebesi’nde taraflar uyguladıkları manevralarında doruk noktalarına ulaşmışlar, savaşın başından beri stratejik savunma manevrası uygulayan Türk ordusu, bundan sonra stratejik taarruz manevrası yapmaya başlamıştır. Yunan ordusu ise stratejik taarruz manevrasını, Türk ordusunun direnişi sebebiyle terk etmek mecburiyetinde kalmış, bundan sonra stratejik savunma manevrası yapmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi, Türkler için bir başka yönden de büyük önem taşımaktadır. 1683 İkinci Viyana yenilgisinden itibaren devam eden geri çekilmenin sona ermesi olarak da algılanmış ve içte olduğu kadar dışta da önemli sonuçlar doğurmuştur. 

Sakarya Zaferi, Misakımillî’nin zaferi demekti. Daha sonra 30 Ağustos Zaferi bunu perçinlemiştir. Sakarya Zaferi, Türk ulusunun, dişini tırnağına takarak kendi öz gücüyle kazandığı bir zaferdir. Mehmetçik, Sakarya’da karış karış “sathı müdafaa” savaşı yapmıştır.

 

Sakarya Zaferi, Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922) ve Başkomutan Meydan Muharebesi (30 Ağustos 1922) için gerekli olan hazırlıkların yapılması için zaman kazandırmıştır. Bu savaş sonunda Başkomutan Mustafa Kemal'e TBMM tarafından 19 Eylül 1921'de, Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verilmiştir.

 

Siyasi Sonuçlar:

 

Sakarya Zaferi sonrasında ortaya çıkan siyasal gelişmeler şu şekilde ifade edilebilir. 13 Ekim 1921’de SSCB (Gürsitan, Ermenistan, Azerbaycan) ve TBMM Hükûmeti arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Türk-Sovyet sınırı son ve kesin şeklini almıştır.

 

Türk ordusunun Sakarya Meydan Muharebesini kazanması, Fransızların Türklerle bir anlaşma yapıp yapmama kararsızlığını ortadan kaldırmış; TBMM Hükûmeti ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Sakarya Zaferi'nin en önemli siyasal sonuçlarından biri olan Ankara Antlaşmasını, 20 Ekim 1921'de TBMM adına Yusuf Kemal (Tengirşek) Bey ile Fransa adına ise Franklin Bouillon imzalamıştır.

Sakarya Zaferi sonrası İngiltere ile TBMM Hükûmeti arasında 23 Ekim 1921’de “Tutsakların Serbest Bırakılması Antlaşması” yapılmıştır. Ayrıca 2 Ocak 1922'de de Ukrayna ile Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması imzalanacaktır.

 

Sakarya Meydan Muharebesi, İtilaf devletlerinin Yunanlara olan güvenini azaltmış, bu devletler, Sevr Antlaşması'yla kendilerine sağlanan çıkarları, tekrar bir silahlı hareket denemesine bırakmadan diplomasi yoluyla korumak emeline düşmüşlerdir.

 

Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922)

 

Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra kamuoyunda ve TBMM’de taarruz için sabırsızlıklar baş göstermiştir. Bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, 6 Mart 1922’de Büyük Millet Meclisinin gizli bir toplantısında endişe ve huzursuzluk duyanlara “Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür.” diyerek bir taraftan zihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken diğer taraftan da orduyu son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlamıştır.

 

1922 yılının Haziran ayı ortalarında, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçme kararını almıştır. Asıl amaç; yok edici bir meydan savaşı yapmak, düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktır. Büyük Taarruz ve bu taarruzu taçlandıran Başkomutan Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın son safhasını ve zirvesini teşkil etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 3 yıl 4 aylık süreçte Türk milletini ve ordusunu adım adım hedefe taşımıştır.

 

Batı Anadolu’yu Türk ordusuna karşı savunmayı planlayan Yunan ordusu; Gemlik Körfezi’nden Bilecik, Eskişehir ve Afyon doğusu ile Menderes Nehri’ni takiben Ege Denizi’ne dayanan savunma hattını bir yıla yakın bir süre ile tahkim etmiştir. Özellikle Eskişehir ve Afyon bölgeleri gerek tahkimat gerekse birlik miktarı bakımından daha kuvvetli tutulmuş, hatta Afyon’un güneybatısındaki bölge birbiri gerisinde beş savunma hattı şeklinde tertiplenmiştir.

 

Hazırlanan Türk taarruz planına göre 1’inci Ordu kuvvetleri, Afyon’un güneybatısından kuzeye doğru taarruza geçtiğinde Afyon’un doğusu ve kuzeyinde bulunan 2’nci Ordu kuvvetleri de taarruzla kesin sonuç almak istediğimiz 1’inci Ordu bölgesine düşmanın kuvvet kaydırmasına engel olacak ve Döğer bölgesinde bulunan düşman ihtiyatlarını kendi üzerine çekmeye çalışacaktır. Süvari Kolordusu da Ahır Dağları’ndan aşarak düşmanın yan ve gerilerine taarruz ederek düşmanın İzmir’le telgraf ve demir yolu irtibatını kesecektir. Baskın prensibi ile Yunan ordusunun imhasının gerçekleşmesi düşünülmüştür.

 

 

İki ordunun insan ve tüfek yönünden aşağı yukarı birbirine denk olmasına karşın makineli tüfek, top, uçak ve özellikle motorlu araçlar yönünden üstünlük Yunan ordusundaydı. Yalnız süvari (kılıç) olarak Türk ordusu üstünlüğe sahipti. Bir taarruz ve özellikle de takip harekâtında tank ve motorlu araçların bulunmadığı o zamanki savaşlarda, süvarinin oynayacağı rolün çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçekti. Mustafa Kemal Paşa, 19 Ağustos 1922’de Ankara’dan Akşehir’e giderek 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı düşmana taarruz emrini vermiştir.

 

26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe’deki yerini almıştır. Büyük Taarruz burada başlamış, topçuların sabah saat 04.30’da taciz ateşi ile başlayan harekât, saat 05.00’te önemli noktalara yoğun topçu ateşi ile devam etmiştir.

 

Piyadeler, sabah 06.00’da Tınaztepe’ye hücum mesafesine yaklaşarak tel örgüleri aşıp Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra Tınaztepe’yi ele geçirmiştir. Bundan sonra saat 09.00’da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düşmandan temizlenmiştir. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1’inci Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe’den Çiğiltepe’ye kadar on beş kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirmiştir. 5’inci Süvari Kolordusu düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulunmuş, 2’nci Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürmüştür.

 

27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken Türk ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçmiş, bu taarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve insanüstü çabalarla gerçekleştirilmiştir. Afyon kurtuluşun şanlı ve şerefli müjdesi olmuş, Başkomutanlık Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyon’a taşınmıştır.

 

28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen taarruz harekâtı, düşmanın 5’inci Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlanmıştır. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gerekli bulmuşlardır. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar almışlar ve karar süratli ve düzenli bir şekilde uygulanmıştır. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekâtı, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. Büyük Taarruz’un son safhası Türk askerî tarihine Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiştir.

 

 

30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ateş hatları arasında, bizzat Zafertepe’den idare ettiği savaşta, tamamen yok edilmiş veya esir edilmiştir.

 

Anadolu’daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha veya esir edilmiş, kalan bölümü ise üç grup halinde çekilmiştir. Bu durum karşısında Çalköy’de yıkık bir evin avlusu içinde Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunu takip etmesi için Türk ordusuna o tarihî “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini vermiştir.

 

Takip Harekâtı ve Zafer

 

1 Eylül 1922’de Türk ordusunun takip harekâtı başlamıştır. Muharebelerden kurtulan Yunanlar İzmir’e, Dikili’ye ve Mudanya’ya doğru kaçmaya başlamışlardır.

 

Türk ordusu bu muharebe neticesinde 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girmiştir. Sabuncubeli’nden geçen 2’nci Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir’e doğru akarken bunun solunda 1’inci Tümen de Kadife Kale’ye doğru yürümüştür. Bu Tümenin 2’nci Alayı, Tuzluoğlu Fabrikasından geçerek Kordonboyu’na ulaşmıştır. Yüzbaşı Şeref Bey Hükûmet Konağına, 5’inci Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine ve 4’üncü Alay Komutanı Reşat Bey’de Kadife Kale’ye bayrağımızı çekmişlerdir.

 

9 Eylül 1922’de İzmir, 11 Eylül'de Bursa ve 18 Eylül'de de Batı Anadolu düşman işgalinden kurtarılmıştır. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması ile Doğu Trakya, silahlı çatışma olmadan Yunan askerinden arındırılmıştır. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirmiştir.

 

Türk milletinin vatan sevgisinin, yıkılmaz azim ve iradesinin bir eseri olarak ortaya çıkan bu zaferle sadece vatan toprakları düşmandan kurtarılmamış, Büyük Önder ATATÜRK’ün liderliğinde, ulus iradesine ve egemenliğine dayanan bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temeller üzerinde kuruluş süreci başlatılmış ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir.

 

Büyük Zafer’den iki yıl sonra Mustafa Kemal Paşa, Başkomutan Meydan Muharebesi’ni sevk ve idare ettiği Zafertepe’de 30 Ağustos 1924 tarihinde Büyük Zafer’in önemini şu şekilde ifade etmiştir. “... Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada atıldı. Ebedî hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçuşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır...”

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün engin ileri görüşlülüğüyle kurulan Cumhuriyet, ulusal egemenliğe dayanan yönetim biçimi olmasının yanı sıra kapsamlı bir aydınlanma ve çağdaşlaşma atılımıdır. Cumhuriyet’le birlikte hayata geçirilen devrimler, ulusumuza çağdaş bir yaşamın kapılarını açmış; laik ve demokratik Cumhuriyet’e sahip olmanın onurunu yaşatmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR

AKŞİN, Sina; Ana Çizgileriyle Türkiye'nin Yakın Tarihi, İmaj Yayıncılık, Ankara, 2006

AKŞİN, Sina; İstanbul Hükümetleri ve Millî Mücadele, Cilt: I-II, Cem Yayınevi, İstanbul, 1992

ALTAY, Fahrettin; On Yıl Savaş ve Sonrası (1912-1922), İnsel Yayınları, İstanbul, 1970

ARI, Kemal; Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1997

ARIKAN, Zeki; Mütareke ve İşgal Dönemi İzmir Basını (30 Ekim 1918 - 08 Eylül 1922), ATATÜRK Kültür Merkezi, Ankara, 1989

ARMAOĞLU, Fahir; 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995), Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1984

ATATÜRK, Kemal; Nutuk 1919-1927, Hazırlayan: Prof.Dr. Zeynep KORKMAZ, ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 2005

ATATÜRK’ün Söylev ve Demeçleri (Bugünkü Dille); ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 2006

ATATÜRK’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri (Bugünkü Dille); ATATÜRK Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006

Atatürkçülük (Birinci Kitap); Ankara, Genelkurmay Basımevi,  1983

AYBARS, Ergün; Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Ankara, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1995

AYDEMİR Şevket Süreyya; Tek Adam: Mustafa Kemal, Cilt: II, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1964

BAYUR, Hikmet; Türkiye Devletinin Dış Siyasası, İ.Ü. Yayınları, İstanbul, 1938

BAYUR, Hikmet; ATATÜRK Hayatı ve Eseri, Ankara, Güven Basımevi,  1963

BIYIKLIOĞLU, Tevfik; ATATÜRK Anadolu'da (1919-1921), Türkiye İş Bankası Yayını, Ankara, 1959

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi (Osmanlı İmparatorluğu’nun Siyasi ve Askerî Hazırlıkları ve Harbe Girişi); Cilt: 1, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yayınları, Ankara, 1991

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Kafkas Cephesi 3'ncü Ordu Harekâtı; Cilt: II, Birinci Kitap, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1993

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi İran-Irak Cephesi; Cilt: III,  Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1979

Birinci Cihan Harbi’nde Türk Harbi 1916 Yılı Hareketleri; Cilt: III, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1965

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi  Sina Filistin Cephesi; Cilt: V, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1979

Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi  Hicaz, Asir, Yemen Cepheleri ve Libya Harekâtı; Cilt:VI, 1914-1918, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1978

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi (Haziran 1914-25 Nisan 1915); Cilt: V, I. Kitap, ATASE Yayınları, Ankara, 2012

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi (25 Nisan 1915-04 Haziran 1915); Cilt: V, II. Kitap, ATASE Yayınları, Ankara, 2012

Birinci Dünya Savaşı’na Katılan Alay ve Daha Üst Kademedeki Komutanların Biyografileri; Cilt: I, ATASE Yayınları, Ankara, 2009

Birinci Dünya Savaşı’na Katılan Alay ve Daha Üst Kademedeki Komutanların Biyografileri; Cilt: II, ATASE Yayınları, Ankara, 2009

Birinci Dünya Savaşı’na Katılan Alay ve Daha Üst Kademedeki Komutanların Biyografileri; Cilt: III, ATASE Yayınları, Ankara, 2009

BOĞUŞOĞLU, Mahmut; Birinci Dünya Harbi'nde Türk Savaşları, Kastaş Yayınları, İstanbul, 1990

CEBESOY, Ali Fuat; Millî Mücadele Hatıraları, Temel Yayınları, İstanbul, 2000

ÇAKMAK, Fevzi; Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 2005

ENGİNSOY, Cemal; "ATATÜRK Biyografisi'nden Sayfalar", ATATÜRK Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 9,11,12, Ankara, 1987-1988

ERİKAN, Celal; Komutan ATATÜRK, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1972

EROĞLU, Hamza; Türk Devrim Tarihi, A.İ.T.İ.A. Sosyal Faaliyetler ve Geliştirme Derneği Yayını, Ankara, 1972

EROĞLU, Hamza; ATATÜRK'ün Hayatı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1986

GOLOĞLU, Mahmut; Millî Mücadele Tarihi, 1. Kitap, Erzurum Kongresi, Ankara, 1968

GOLOĞLU, Mahmut; Millî Mücadele Tarihi, 2. Kitap, Sivas Kongresi, Ankara, 1969

GÖKBİLGİN, Tayyip; Millî Mücadele Başlarken, Cilt: I-II, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1965

GÖRGÜLÜ, İsmet; Büyük Taarruz, ATASE Yayınları, Ankara, 1992

GUZE (Alman Yarbay); Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ndeki Muharebeler, Çev.: Yarbay Hakkı (AKOĞUZ), Ankara, Genelkurmay Basımevi, 2007

GÜLER, Ali - AKGÜL, Suat; ATATÜRK'ün Düşünce Dünyası, Ocak Yayınevi, Ankara, 1998

GÜNEŞ, İhsan; Birinci TBMM’nin Düşünce Yapısı (1920-1923), Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1997

İLHAN, Suat; Harp Yönetimi ve ATATÜRK, ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 1987

İLHAN, Suat; ATATÜRK ve Askerlik (Düşünce ve Uygulamaları), ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 1990

JAESCHKE, Gotthard; Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, Mondros'tan Mudanya'ya Kadar (30 Ekim 1918 - 11 Ekim 1922), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989

JAESCHKE, Gotthard; Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri (Çev.: Cemal Köprülü), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991

KANSU, Mazhar Müfit; Erzurum'dan Ölümüne Kadar ATATÜRK'le Beraber, Cilt: I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1966

KANSU, Mazhar Müfit; Erzurum'dan Ölümüne Kadar ATATÜRK'le Beraber, Cilt: II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1968

KARABEKİR, Kâzım; İstiklal Harbimizin Esasları, Sinan Yayınevi, İstanbul, 1951

KARAL, Enver Ziya; Türkiye Cumhuriyeti Tarihi (1918-1965), İstanbul, Millî Eğitim Basımevi, 1973.

KOCATÜRK, Utkan; Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı ATATÜRK Günlüğü, ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 2007

KİNROSS, Lord; Bir Milletin Yeniden Doğuşu (Çev.Necdet Sander),  Altın Kitaplar, İstanbul, 1994

MANGO, Andrew; ATATÜRK, Remzi Yayınevi, İstanbul, 2004

MÜDERRİSOĞLU, Alptekin; Kurtuluş Savaşı'nın Mali Kaynakları, ATATÜRK Araştırma Merkezi, Ankara, 1990

SARIHAN, Zeki; Kurtuluş Savaşı Günlüğü, Cilt: I-IV, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1993-1996

SELAHATTİN (Yarbay); Kafkas Cephesi’nde 10'uncu Kolordunun Birinci Dünya Savaşı’nın Başlangıcından Sarıkamış Muharebelerinin Sonuna Kadar Olan Harekâtı, Ankara, Genelkurmay Basımevi, 2006

SELEK, Sabahattin; Millî Mücadele, Ulusal Kurtuluş Savaşı, Cilt: I-II, Örgün Yayınları, İstanbul, 1982

SONYEL, Salahi R.; Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika I : Mondros Bırakışmasından Büyük Millet Meclisi'nin Açılışına Kadar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1995

SOYSAL, İsmail; Tarihçeleri, ve Açıklamaları ile Birlikte Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları, (1920-1945), Cilt I, TTK Basımevi, Ankara, 1983

ŞAPOLYO, Enver Behnan; Kemal ATATÜRK ve Millî Mücadele Tarihi, Üçüncü Baskı, Rafet Zaimler Yayınevi, İstanbul, 1958

TANSEL, Selahattin; ATATÜRK ve Kurtuluş Savaşı (1919-1922), Türkiye Vakıflar Bankası Yayını, Ankara, 1965

TEZER, Şükrü; ATATÜRK'ün Hatıra Defteri, Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1999

TURAN, Şerafettin; Türk Devrim Tarihi: Ulusal Direnişten Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cilt: II, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1992

Türk İstiklal Harbi; I. Cilt, Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı,  Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1962

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), I. Kısım, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1963

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 2. Kısım, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1965

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 3. Kısım: Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1966

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 4. Kısım, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmi Yayınları, Ankara, 1974

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 5. Kısım, I. Kitap,  Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1972

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 5. Kısım, II. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1973

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 6. Kısım, I. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1967

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 6. Kısım, II. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1968

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 6. Kısım, III. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1969

Türk İstiklal Harbi; II. Cilt (Batı Cephesi), 6. Kısım, IV. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1969

Türk İstiklal Harbi; III. Cilt (Doğu Cephesi), Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1965

Türk İstiklal Harbi; IV. Cilt (Güney Cephesi), Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmî Yayınları, Ankara, 1966

Türk İstiklal Harbi'ne Katılan Alay ve Tugay Komutanlarının Biyografileri; Cilt: I, ATASE Yayınları, Ankara, 2010

Türk İstiklal Harbi'ne Katılan Alay ve Tugay Komutanlarının Biyografileri; Cilt: II, ATASE Yayınları, Ankara, 2010

Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri; Ankara, Genelkurmay Basımevi, 1989

Türk İstiklal Savaşı'ndan Sakarya'dan Mudanya'ya; ATASE Yayınları, Ankara, 2007

TÜRKMEN, Zekeriya; Mütareke Döneminde Ordunun Durumu ve Yeniden Yapılanması (1918-1920), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2001

 

 

 

Tüm verilerin mülkiyeti ve telif hakkı eser sahiplerindedir.Veriler eğitim amaçlı yayınlanmıştır

©alperaktif.net

 

   
         
Alperaktif.net Sitesinde Ara / Search Alperaktif.net

-

 

Alan Adı free web page hit counter

Flag Counter 

 

 

 

canada goose homme parajumpers solde doudoune moncler timberland femme ugg suisse doudoune moncler femme timberland homme ugg australia parajumpers femme moncler soldes canada goose solde moncler femme canada goose pas cher moncler doudoune femme canada goose femme timberland suisse moncler homme parajumpers homme ugg pas cher in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
chaquetas moncler moncler mujer barbour mujer louis vuitton madrid gafas de sol ray ban baratas abercrombie barcelona bolsos michael kors gafas de sol oakley baratas barbour hombre botas ugg rebajas oakley frogskins cinturones louis vuitton woolrich madrid moncler barcelona oakley frogskins baratas parajumpers madrid polo lacoste ghd baratas air max 90 blancas zapatos mbt nike huarache blancas
moncler outlet moncler jas heren moncler dames woolrich sundance woolrich sundance jacket moncler heren belstaff jacket uggs heren canada goose dames woolrich jas uggs pantoffels timberland outlet canada goose victoria parka dames barbour sale parajumpers ugo canada goose sale uggs handschoenen moncler sale
www.ausbildung-in-pflegeberufen.de www.hauptstadt-tiefbau.de www.fahrmitbernitt.de www.mambait.de www.ahbap.de www.autoversicherung-1x1.de
canada goose italiaa ugg saldi woolrich uomo woolrich parka woolrich outlet moncler uomo scarpe timberland ugg stivali stivali ugg moncler milano timberland shoes canada goose outlet timberland scarpe moncler outlet canada goose zug in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
moncler dames ugg ale uggs handschoenen moncler jas dames woolrich jas canada goose jas moncler heren parajumper jas dames barbour jackets barbour dublin timberland nederland timberland heren timberland boots moncler jas barbour wax moncler takki parajumper jas parajumpers sale in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
michael kors portemonnaie nike roshe run louboutin sneaker nike air presto nike sb stefan janoski max hollister berlin oakley schweiz ray ban outlet ralph lauren pullover nike presto nike air force nike air max 2016 nike air huarache damen pandora schweiz ralph lauren schweiz nike air max thea beige oakley brillen lacoste polo pandora schmuck polo ralph lauren pullover ray ban clubmaster nike roshe nike store
viagra Levitra Soft Tabs Kamagra Fizzy Tabs Acquistare Viagra Soft Tabs Viagra Generic Test Pacchetti Originale Acquistare Levitra Strips Il brevetto Viagra Cialis e Super Kamagra Acquistare Cialis Strips Viagra Pastiglie Viagra e Disfunzione Erettile priligy dapoxetina generico Kamagra 100 Cialis online Levitra Generico Domande e Risposte sul Viagra Test pacchetti Propecia generico Acquistare Cialis Soft Tabs Viagra e generici Levitra Cialis Generico Lovegra Super Kamagra Viagra femminile Acquistare Test Pacchetto Generico LIDA Dai dai hua Cialis Pastiglie Acquistare Super Kamagra Cialis Generico Viagra online